ANKARA ve İLÇELERİ (05-06 Ekim 2019)
{"slide_to_show":"1","slide_to_scroll":"1","autoplay":"true","autoplay_speed":"3000","speed":"300","arrows":"true","dots":"true","loop":"true","nav_slide_column":5,"rtl":"false"}

Tur Kodu : NVT-YI-39

Sezon : 2019

Tur Tarihleri :

05-06 Ekim 2019

525 TL

Bu Turu Değerlendir

Rezervasyon Yap
1. Gün : İSTANBUL – NALLIHAN – BEYPAZARI – ANKARA
Sabah saat 07.00’de Beşiktaş Conrad oteli önünden, 07.30’da Kadıköy Evlendirme Dairesi önünden hareket. Yolda kısa molalarla yaklaşık 4 saatlik yolculukla Ankara’nın Nallıhan ilçesinde oluyoruz. Varışın ardından, İlçe Vakfı Tarihi Binası, tarihi Belediye binası, Eski Halkevi, El Sanatları teşhir merkezi, Kocahan, Nasuh Paşa Camii gezileri sonrası yöresel öğle yemeğimizi alıyoruz Yemekten sonra Beypazarı’na hareket ediyoruz. İlk olarak, tüm kenti tepeden görebileceğimiz Hıdırlık tepesi’ne çıkıyor ve oryantasyon alıyoruz. Ardından aşağı inerek kendimizi tarihi kentin sokaklarına vuruyor ve her köşesini yürüyerek keşfediyoruz. Çok iyi korunmuş ve restore edilmiş tarihi yapıları görüyor, geleneksel bir Türk evini canlandıran restore edilmiş müze yapısı Karaoğuz Konağı’nı (tarih ve kültür evi) Kent Tarihi Müzesini, Suluhanı, Taşhanı, Selçuklu yapısı Sultan Alaaddin Camii’ni, yöresel ürünlerin sunulduğu sokak pazarlarını, telkari ve gümüşçüler çarşısını geziyoruz. Alışveriş ve fotoğraf çekimi için kısa bir serbest zaman. Ardından Ankara’ya doğru yola çıkıyoruz. Akşam yemeği ve konaklama Ankara’daki otelimizde.
 
2 Gün : ANKARA – HAMAMÖNÜ – İSTANBUL
Sabah kahvaltısının ardından, Ankara içi gezilerimize başlıyoruz. Ankara kalesi, kale içindeki tarihi mahalle ve restore edilmiş tarihi ve konaklar, restorasyonu bitmiş ise Anadolu Medeniyetleri Müzesi (ya da görülebilen bölümleri), Selçuklu döneminden kalma ahşap direkli cami tipinin çok güzel bir örneği olan Arslanhane Camii, Samanpazarı, Çengel Han (Koç Sanayi Müzesi), Augustus Tapınağı ve yanındaki Hacı Bayram Camii’ni de görüyoruz. Ardından restore edilmiş tarihi evleri ve sokaklarını gezeceğimiz Hamamönü’ne gidiyoruz. Bu tarihi mahalleyi yürüyerek dolaşıyor, öğle yemeğimizi alıyor ve mükemmel bir restorasyondan geçmiş tarihi bir konakta dinlenip, çay içiyoruz. Öğleden sonra Atatürk’ün ilk istirahatgahı olan Etnoğrafya Müzesi’ni ve zengin koleksiyonlarını ziyaret ediyoruz. Öğleden sonra Ankara’dan ayrılıyoruz. Molalarla 4-5 saat süren yolculukla akşam saatlerinde İstanbul’a varış. Turumuzun sonu.
Tur fiyatı:
İki kişilik odada kişi başı  :  525 TL
Tek kişilik oda farkı          :    45 TL
 
Fiyata dahil olan hizmetler
  • Grup sayısına göre lüks klimalı otobüs, midibüs veya minibüsle programdaki tüm ulaşımlar
  • Yarım pansiyon konaklama
  • Profesyonel rehberlik hizmeti
  • Tüm müze ve ören yeri giriş ücretleri
  • Zorunlu seyahat sigortası
  • KDV
Fiyata dahil olmayan hizmetler
  • Öğle yemekleri ve yemeklerde alınan içecekler
  • Kişisel ve otel ekstraları
  • Şoför ve rehber bahşişleri

Bu tura giderken, rahat yürümeye uygun ayakkabılar, rahat giysiler giyilmelidir. Yanınıza fotoğraf makinesi, zorunlu kullandığınız ilaçlarınızı almayı unutmayınız. Bayanlar cami ziyaretleri için başörtüsü getirmeliler. Cami içinde giymek için yedek çorap getirilebilir.

Ankara

Türkiye Cumhuriyetinin Başkenti Ankara, Orta Anadolu’nun merkezi bir noktasında kurulmuştur. Bu merkezi konumu itibariyle tarih boyunca özellikle Selçuklular ve Osmanlılar devrinde, Ankara keçilerinin tüylerinden yapılan sof kumaşlarının yurt dışına satılması Ankara’yı kervansarayların güzergâhı ve bir ticaret merkezi haline getirmiştir. Ankara, Birinci Dünya Savaşı sonrası Atatürk liderliğindeki ulusal direnişte belirgin bir konum üstlenmiş ve Ulusal Kurtuluş Savaşı ile Türk yurdunun yabancı işgalinden kurtarılmasıyla 13 Ekim 1923′de yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti ilan edilmiştir.

Ankara’nın en belirgin noktasında yer alan yapı, Ulu Önder Atatürk için yaptırılan ihtişamlı Anıtkabir’dir. 1953 yılında tamamlanan bu antik ve modern mimari sentezi yapı, Türk mimarisinin o dönemini sergileyen anıtsal bir yapı örneğidir.

Şehrin en eski bölümleri tarihi kaleyi çevrelemektedir. Duvarlar içinde 12. yüzyıla ait Alaeddin Camii, her ne kadar Osmanlılar tarafından elden geçirilmişse de hala Selçuklu ahşap işçiliği ve sanatının güzel örneklerini sergiler. Pek çok sayıda ilginç eski Türk evi restore edilmiş ve sanat galerileri ya da geleneksel Türk mutfağından örneklerin sergilendiği lokantalar ya da oteller olarak yeniden hayat bulmuştur.

Hisar Kapısı’nın yakınlarında güzel bir şekilde restore edilmiş olan Bedestendeki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde Paleolitik, Neolitik dönemlere ve Hatti, Hitit, Frigya, Urartu ve Roma Uygarlıklarına ait paha biçilmez eserler yer almaktadır. Kalenin dışında 13. yüzyıldan kalma Arslanhane Cami ve 14. yüzyıla ait Ahi Evran Camii görülmeye değer eserlerdendir. Kale yakınlarında, bir Roma Tiyatrosu ve aynı bölgede 15. yüzyıldan kalma Hacı Bayram Camii ve türbesi yer almaktadır.

Selçuklu tahta kapı oymacılığının şaheserlerinin ve diğer günlük kullanım araçlarının sergilendiği Etnografya Müzesinin hemen yanında yer alan Resim ve Heykel Müzesi, Türk güzel sanatlarından kesitler içerir. Ankara’daki en büyük cami olan Kocatepe Camii, 1976 ile 1987 arasında Osmanlı mimarisine uygun olarak inşa edilmiştir.

Ankara, seçkin bale, tiyatro, opera ve halk dansları düzenlemeleri ile hareketli bir sanatsal ve kültürel yaşama sahne olmaktadır. Şehir, özellikle dinleyici sayısı hiç düşmeyen Filarmoni Orkestrası ile ünlüdür.

Ankara, Sakarya Nehri’ni besleyen Ankara Çayı’nın geçtiği ovanın doğu kenarında kurulmuştur. Çubuk Ovası, kenti çevreleyen verimli bir tarım alanıdır. Sonradan Ankara Kalesi’nin kurulduğu tepenin ve eteklerinin sarp yamaçlı olması, tarihte bölgeyi düşman saldırılarına karşı korunaklı kılmaktaydı. Bentderesi’nin dar vadisi, Ankara Kalesi’nin bulunduğu volkanik tepeyi, yaylanın ovaya hakim dik kenarından ayırdığından, askeri öneme haizdi. Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, kentin bilinen tarihi Eski Taş Çağına (yak. M.Ö. 2 milyon – M.Ö. 10 bin) kadar uzanmaktadır. Bu döneme ait çeşitli eserlere Gâvurkale, Ergazi, Lodumlu ve Maltepe’de rastlanmıştır.

Ankara, doğuda Kırıkkale iline bağlı Bahşılı ve Yahşihan, kuzeydoğuda Ankara iline bağlı Kalecik, kuzeyde Çankırı iline bağlı Şabanözü, ve Ankara iline bağlı Kızılcahamam, kuzeybatı ve batıda Ankara iline bağlı Güdül ve Beypazarı, güneyde Ankara iline bağlı Polatlı ve Haymana, güneydoğuda ise Ankara iline bağlı Bala ile komşudur.
Sakarya Nehri’nin kollarından Ankara Çayı, kentin merkezinden geçmektedir. Bu çayın üzerinde, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad zamanında yaptırılan Akköprü bulunmaktadır.

Genel olarak karasal iklimin hüküm sürdüğü Ankara’da, kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise sıcak ve kuraktır. Yağışlar en çok ilkbahar mevsimindedir.
Ankara nüfusunun dörtte üçü hizmet sektöründe çalışmaktadır ve bu sektör ilin gayrisafi milli hâsılasında en büyük paya sahiptir. Bu sektörün bu kadar gelişmesinin nedeni, göçle gelen nüfusa istihdam sağlayacak kadar büyük sanayinin bulunmamasıdır. Ankara ili genelinde toprakların % 60’ı tarım alanı olarak kullanılmaktadır ve bu oran Türkiye ortalamasının oldukça üzerindedir.

Beypazarı

Beypazarı  Ankara’nın 100 km kuzeybatısında, eski Ankara-İstanbul yolu üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Ayaş, Güdül, Nallıhan ve Kıbrısçık ilçelerinin ortasında sosyal, kültürel ve  ekonomik merkez olma özelliğini korumaktadır. Anadolu’nun tarihi seyrine baktığımızda, Beypazarı ilçesine ilk çağda Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, daha sonra da Anadolu Selçuklu ve Osmanlıların egemen oldukları görülmektedir. 
Beypazarı, Roma döneminde, İstanbul’u Ankara ve Bağdat’a bağlayan önemli büyük tarihi geçit yolları üzerinde bulunmaktaydı. İlk adı Lagania idi. M.S. 6.yy’ a kadar bu isimle anılan Beypazarı’nın adı bu tarihten sonra değişmiştir. M.S. 491-518 yılları arasında hüküm süren Doğu Roma (Bizans) imparatoru Anastasios’un o dönemlerde piskoposluk merkezi olan Lagania’ yı ziyaretine atfen şehrin adı, “Lagania-Anastasiopolis”(Anastasios kenti) olarak değişmiştir. 
Türklerin Sultan Alparslan komutasında Anadolu’ya girmesinden kısa bir süre sonra Marmara’ya ulaşmaları ile Beypazarı da ilk Türk akıncıları ile karşılaşmıştır. Selçuklu yönetimindeki Beypazarı, konum itibarı ile sık sık göç eden Türkmen boylarına yurt olmuştur. Bu boylardan en önemlisi Kayı boyudur. Selçuklu Sultanlığı’nın kendilerine yurt olarak yer gösterdiği bu Türk boyu, Gazi Gündüzalp yönetiminde ilk önce Ankara civarına yerleşmiştir. Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Bey’in dedesi Gazi Gündüzalp’in mezarının Beypazarı’nın Hırkatepe köyünde olduğu bilinmektedir. 
Selçuklular döneminde Beypazarı, İstanbul-Bağdat yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Beypazarı, Orhan Bey’in Ankara’yı alması ile Hüdavendigar (Bursa) Sancağı’na bağlanarak Osmanlı yönetimine geçmiştir. Beypazarı 1868 yılından itibaren siyasi yönetiminde yer değişikliği ile Ankara’ya bağlı bir kaza olarak önemini sürdürmüştür. 
Osmanlı Devleti’nin toprak rejimi ve askeri sisteminin bel kemiğini oluşturan Tımarlı (Anadolu) Sipahi Merkezleri’nden birisi olan Beypazarı; yöredeki Sipahi beyine ve ticari, ekonomik hayatın yoğunluğuna istinaden Beğ Bazarı diye adlandırılmıştır. 

Beypazarı, konakları ile meşhurdur. Genellikle iki ya da üç katlı olan konaklar yapılırken işlevsel ve kültürel detaylarla bezenmişlerdir. Bu evler zemin katları taş, üst katları ahşap iskelet içine ahşap veya kerpiç dolgu sistemi kullanılarak inşa edilmiştir. Yöresel kültürü yansıtan değerlerin sunulması için Beypazarı Konakları’nın bazıları restoran veya pansiyona çevrilmiştir. Daha küçük evler de yöresel gıda ürünlerinin satıldığı mağazalara ya da el işçiliği alanında büyük önem taşıyan Beypazarı gümüşçülerine mekan olmuşlardır. Beypazarı yöresel mutfağıyla meşhurdur. Beypazarına has şekillerde yapılan yemek ve tatlılar arasında tarhana, yaprak dolması (sarması), yalkı, bici, göce, perçem, yarımca, Beypazarı güveci, kartalaç, bazlama ekmeği, oğmaç, tohma, şerit, uruş kapaması, Beypazarı kurusu, mumbar (Beypazarı sucuğu), baklava (80 katlı yufka), ebesüt, höşmerim ve havuç lokumudur. Bu yemek ve tatlıların bir kısmı Türk Patent Enstitüsü’ne kayıtlıdır. İlçede turizm sektörünün canlanması ile yöre mutfağı canlandırılmıştır.

Hamamönü

Hamamönü, Ankara’nın Altındağ Belediyesi içinde bulunan ve semtin tarihi dokusunun yeniden canlandırılmasını amaçlayan orijinal bir projedir. Hamamönü içerisinde yer alan evler, Osmanlı kahveleri, 19. yüzyıl havası verilmiş sokak lambaları ve daha birçok eser burayı önemli bir turistik merkez yapmıştır. Bu gün Ankara içinde gizli bir cennet olarak adlandırılan bu alan çok sayıda turistin severek ziyaret ettiği alanların başında gelmektedir.

Hamamönü özellikle yaz aylarında ve Ramazan ayında gezilmesi gereken bir yerdir. Burada Ramazan aylarında çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. Sokak müzikleri, eski Osmanlı etkinlikleri, çeşitli kahvehanelerde organize edilen mükemmel eğlenceler, Hamamönü gelenekleri arasında sayılmaktadır. Belediye tarafından yeniden kazandırılan bu yapıların arasında renkli ve eğlenceli bir Ankara yer almaktadır.

Bölgedeki seyyar satıcılar dahi eski dönemin seyyarlarını anımsatmaktadır. Osmanlı’nın son dönemlerinde bir Ankara kasabasında yaşıyormuş hissinin tadılması için eski tarz sokak lambalarının altında bir akşamüstü fesli bir seyyar satıcıdan mısır satın almak yetebilir. Yahut bir Osmanlı kahvesinde oturarak Osmanlı şerbeti ile Türk kahvesi içmenin keyfine varılabilir. Diğer yandan burada bulunan çok sayıda mekandan birisi mükemmel bir akşam yemeği için de iyi bir tercih olabilmektedir.

[]
1
Step 1

keyboard_arrow_leftPrevious
Nextkeyboard_arrow_right

1. Gün : İSTANBUL – NALLIHAN – BEYPAZARI – ANKARA
Sabah saat 07.00’de Beşiktaş Conrad oteli önünden, 07.30’da Kadıköy Evlendirme Dairesi önünden hareket. Yolda kısa molalarla yaklaşık 4 saatlik yolculukla Ankara’nın Nallıhan ilçesinde oluyoruz. Varışın ardından, İlçe Vakfı Tarihi Binası, tarihi Belediye binası, Eski Halkevi, El Sanatları teşhir merkezi, Kocahan, Nasuh Paşa Camii gezileri sonrası yöresel öğle yemeğimizi alıyoruz Yemekten sonra Beypazarı’na hareket ediyoruz. İlk olarak, tüm kenti tepeden görebileceğimiz Hıdırlık tepesi’ne çıkıyor ve oryantasyon alıyoruz. Ardından aşağı inerek kendimizi tarihi kentin sokaklarına vuruyor ve her köşesini yürüyerek keşfediyoruz. Çok iyi korunmuş ve restore edilmiş tarihi yapıları görüyor, geleneksel bir Türk evini canlandıran restore edilmiş müze yapısı Karaoğuz Konağı’nı (tarih ve kültür evi) Kent Tarihi Müzesini, Suluhanı, Taşhanı, Selçuklu yapısı Sultan Alaaddin Camii’ni, yöresel ürünlerin sunulduğu sokak pazarlarını, telkari ve gümüşçüler çarşısını geziyoruz. Alışveriş ve fotoğraf çekimi için kısa bir serbest zaman. Ardından Ankara’ya doğru yola çıkıyoruz. Akşam yemeği ve konaklama Ankara’daki otelimizde.
2. Gün : ANKARA – HAMAMÖNÜ – İSTANBUL
Sabah kahvaltısının ardından, Ankara içi gezilerimize başlıyoruz. Ankara kalesi, kale içindeki tarihi mahalle ve restore edilmiş tarihi ve konaklar, restorasyonu bitmiş ise Anadolu Medeniyetleri Müzesi (ya da görülebilen bölümleri), Selçuklu döneminden kalma ahşap direkli cami tipinin çok güzel bir örneği olan Arslanhane Camii, Samanpazarı, Çengel Han (Koç Sanayi Müzesi), Augustus Tapınağı ve yanındaki Hacı Bayram Camii’ni de görüyoruz. Ardından restore edilmiş tarihi evleri ve sokaklarını gezeceğimiz Hamamönü’ne gidiyoruz. Bu tarihi mahalleyi yürüyerek dolaşıyor, öğle yemeğimizi alıyor ve mükemmel bir restorasyondan geçmiş tarihi bir konakta dinlenip, çay içiyoruz. Öğleden sonra Atatürk’ün ilk istirahatgahı olan Etnoğrafya Müzesi’ni ve zengin koleksiyonlarını ziyaret ediyoruz. Öğleden sonra Ankara’dan ayrılıyoruz. Molalarla 4-5 saat süren yolculukla akşam saatlerinde İstanbul’a varış. Turumuzun sonu.