Yurt İçi - Kısa Turlar | TARAKLI-GÖYNÜK-BEYPAZARI-MUDURNU (31 Mart-1 Nisan, 27-28 Ekim)
{"slide_to_show":"1","slide_to_scroll":"1","autoplay":"true","autoplay_speed":"3000","speed":"300","arrows":"true","dots":"true","loop":"true","nav_slide_column":5,"rtl":"false"}

Tur Kodu : NVT-YI-15

Sezon : 2018

Tur Tarihleri :

31 Mart-1 Nisan, 27-28 Ekim

425 TL

Bu Turu Değerlendir

Rezervasyon Yap

1. GÜN: İSTANBUL – GÖYNÜK – BEYPAZARI

Sabah saat 07.00’de Beşiktaş Conrad oteli önünden, 07.30’da Kadıköy evlendirme dairesi önünden hareket ediyoruz. Yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra Adapazarı’nın Taraklı ilçesine varıyoruz. Varışın ardından bir Mimar Sinan eseri olan Yunus Paşa Camii’ni (Kurşunlu camii), tarihi bir konakta bulunan etnografya müzesini görüyor, ardından tarihi kasabada bir yürüyüş yaparak yöresel mimariyi yansıtan tarihi konakları, ahşap hanı görüyor ve kısa bir çay molası veriyoruz. Ardından yolumuza devam ederek, yarım saatlik bir yolculukla tarihi Göynük ilçesine ulaşıyoruz. Tarihi Osmanlı kasabası kimliğini büyük ölçüde korumuş olan Göynük’te Saat kulesi’ni (Zafer kulesi), Gazi Süleyman Paşa Camii ve hamamını,   Akşemseddin türbesi’ni ve tarihi Göynük evlerini görüyoruz. Öğle yemeği molamız Göynük’te. Ardından yola çıkarak kısa bir yolculukla doğa cenneti Sünnet Göl’e varıyoruz. Göl çevresinde yapacağımız yürüyüşün ardından göl kenarındaki tesiste çaylarımızı yudumlayarak dinleniyoruz. Akşamüstü Beypazarına doğru yola çıkıyor ve akşam saatlerinde Beypazarı’na varıyoruz. Otelimize yerleşmenin ardından yöresel bir akşam yemeği alacağımız restoranımızda günü noktalıyoruz. (İsteğe bağlı olarak, yerel müzik ve şov sunan bir tesiste yemek alabiliriz.)

2. GÜN: BEYPAZARI- MUDURNU – İSTANBUL

Sabah kahvaltısının ardından Beypazarı şehir turuna başlıyoruz: İlk olarak, tüm kenti tepeden görebileceğimiz Hıdırlık tepesi’ne çıkıyor ve oryantasyon alıyoruz.Ardından aşağı inerek kendimizi tarihi kentin sokaklarına vuruyor ve her köşesini yürüyerek keşfediyoruz. Çok iyi korunmuş ve restore edilmiş tarihi yapıları görüyor, geleneksel bir Türk evini canlandıran restore edilmiş müze yapısı Karaoğuz konağını (tarih ve kültür evi) Kent Tarihi Müzesini, Suluhanı, Taşhanı, Selçuklu yapısı Sultan Alaaddin Camii’ni yöresel ürünlerin sunulduğu sokak pazarlarını, telkari ve gümüşçüler çarşısını geziyoruz. Öğle yemeğimizi, enfes yöresel menülerin standart olarak sunulduğu sayısız konaklardan birinde alıyoruz. Yemekten sonra alışveriş ve fotoğraf çekimi için serbest zaman. Ardından İstanbul’a doğru yola çıkıyoruz.Yolumuzun üstünde Mudurnu’ya sapıyor,  bu güzel Osmanlı kasabasını görmeden geçmiyoruz. Kısa Mudurnu gezimizde, Sultan Süleyman Camii’ni, Yıldırım Beyazıd hamamını (Belediye Kültür evi) Yıldırım Beyazıd Camii’ni,  tarihi ev ve konakları görüyoruz. Son bir çay molasıyla içimizi ısıtıyor, ardından İstanbul’a doğru yola devam ediyoruz. Normal yol şartlarında saat 22.00 civarında İstanbul’da oluyoruz. Turumuzun sonu.

Tur fiyatı:
İki kişilik odada bir kişi fiyatı   :  425 TL
Tek kişi farkı                              :  45 TL

Fiyata dahil olan hizmetler
  • Grup sayısına göre, klimalı lüks minibüs veya 27 kişilik midibüsle ulaşımlar
  • Yarım pansiyon konaklama
  • Profesyonel rehberlik hizmeti
  • Tüm müze ve ören yerleri giriş ücretleri
  • Seyahat sigortası
  • KDV
Fiyata dahil olmayan hizmetler 
  • Öğle yemekleri ve yemeklerde alınacak içecekler
  • Otel ekstraları, kişisel harcamalar
Bu tura giderken, rahat yürümeye uygun ayakkabılar, rahat giysiler giyilmelidir. Yanınıza fotoğraf makinesi, zorunlu kullandığınız ilaçlarınızı almayı unutmayınız. Bayanlar cami ziyaretleri için başörtüsü getirmeliler. Cami içinde giymek için yedek çorap getirilebilir.

Taraklı

Sakarya ilinin güneydoğusunda, merkeze 65, İstanbul’a 200 ve Ankara’ya 200 kilometre mesafede bir ilçedir. En az Safranbolu evleri kadar ayakta kalabilmiştir. Üstelik Taraklı konakları Safranbolu’dan farklı olarak yemyeşil bir doğanın içinde yer almaktadır. Hıdırlık Tepesi ve Taraklı Hisarının yamaçları ile bu iki tepe arasındaki vadide kurulu, Taraklı’ya, Göynük cihetinden gelen dere de ayrı bir güzellik katmaktadır. Tarihi evlerin bazılarının yaşı, 3 asrın üzerindedir. Bu evlerin genel karakteristiği Osmanlı şehir dokusunu oluşturan üç katlı ev biçimidir.

Göynük

Bolu’nun güneybatısında yer alan yedi mahalle ve altmış altı köy barındıran ‘şeker fasulyesi’, ‘uğut marmelatı’, ‘tokalı örtüleri’ ve ‘tahta oymacılık eserleri’ ile ünlü bir ilçesidir. 20. yüzyıl başlarına ait eski Türk evleri bakımından zengin olan ilçe sahip olduğu 137 adet tarihî konut, 21 cami, türbe, çeşme, hamam, kule ve hazire olmak üzere toplam 158 adet sivil mimari eser sebebiyle “Kentsel Sit Alanı” ilan edilmiştir. İlçede ayrıca 14. yüzyılda Gazi Süleyman Paşa tarafından inşa ettirilen tarihi cami, hamam ve konak da bulunmaktadır. 

Beypazarı

Beypazarı  Ankara’nın 100 km kuzeybatısında, eski Ankara-İstanbul yolu üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte olduğu gibi bugün de Ayaş, Güdül, Nallıhan ve Kıbrısçık ilçelerinin ortasında sosyal, kültürel ve  ekonomik merkez olma özelliğini korumaktadır. Anadolu’nun tarihi seyrine baktığımızda, Beypazarı ilçesine ilk çağda Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, daha sonra da Anadolu Selçuklu ve Osmanlıların egemen oldukları görülmektedir.
Beypazarı, Roma döneminde, İstanbul’u Ankara ve Bağdat’a bağlayan önemli büyük tarihi geçit yolları üzerinde bulunmaktaydı. İlk adı Lagania idi. M.S. 6.yy’ a kadar bu isimle anılan Beypazarı’nın adı bu tarihten sonra değişmiştir. M.S. 491-518 yılları arasında hüküm süren Doğu Roma (Bizans) imparatoru Anastasios’un o dönemlerde piskoposluk merkezi olan Lagania’ yı ziyaretine atfen şehrin adı, “Lagania-Anastasiopolis”(Anastasios kenti) olarak değişmiştir.
Türklerin Sultan Alparslan komutasında Anadolu’ya girmesinden kısa bir süre sonra Marmara’ya ulaşmaları ile Beypazarı da ilk Türk akıncıları ile karşılaşmıştır. Selçuklu yönetimindeki Beypazarı, konum itibarı ile sık sık göç eden Türkmen boylarına yurt olmuştur. Bu boylardan en önemlisi Kayı boyudur. Selçuklu Sultanlığı’nın kendilerine yurt olarak yer gösterdiği bu Türk boyu, Gazi Gündüzalp yönetiminde ilk önce Ankara civarına yerleşmiştir. Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Bey’in dedesi Gazi Gündüzalp’in mezarının Beypazarı’nın Hırkatepe köyünde olduğu bilinmektedir.
Selçuklular döneminde Beypazarı, İstanbul-Bağdat yolu üzerinde önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Beypazarı, Orhan Bey’in Ankara’yı alması ile Hüdavendigar (Bursa) Sancağı’na bağlanarak Osmanlı yönetimine geçmiştir. Beypazarı 1868 yılından itibaren siyasi yönetiminde yer değişikliği ile Ankara’ya bağlı bir kaza olarak önemini sürdürmüştür.
Osmanlı Devleti’nin toprak rejimi ve askeri sisteminin bel kemiğini oluşturan Tımarlı (Anadolu) Sipahi Merkezleri’nden birisi olan Beypazarı; yöredeki Sipahi beyine ve ticari, ekonomik hayatın yoğunluğuna istinaden Beğ Bazarı diye adlandırılmıştır.
Beypazarı, konakları ile meşhurdur. Genellikle iki ya da üç katlı olan konaklar yapılırken işlevsel ve kültürel detaylarla bezenmişlerdir. Bu evler zemin katları taş, üst katları ahşap iskelet içine ahşap veya kerpiç dolgu sistemi kullanılarak inşa edilmiştir. Yöresel kültürü yansıtan değerlerin sunulması için Beypazarı Konakları’nın bazıları restoran veya pansiyona çevrilmiştir. Daha küçük evler de yöresel gıda ürünlerinin satıldığı mağazalara ya da el işçiliği alanında büyük önem taşıyan Beypazarı gümüşçülerine mekan olmuşlardır. Beypazarı yöresel mutfağıyla meşhurdur. Beypazarına has şekillerde yapılan yemek ve tatlılar arasında tarhana, yaprak dolması (sarması), yalkı, bici, göce, perçem, yarımca, Beypazarı güveci, kartalaç, bazlama ekmeği, oğmaç, tohma, şerit, uruş kapaması, Beypazarı kurusu, mumbar (Beypazarı sucuğu), baklava (80 katlı yufka), ebesüt, höşmerim ve havuç lokumudur. Bu yemek ve tatlıların bir kısmı Türk Patent Enstitüsü’ne kayıtlıdır. İlçede turizm sektörünün canlanması ile yöre mutfağı canlandırılmıştır
[]
1
Step 1

Previous
Next

1. GÜN: İSTANBUL – GÖYNÜK – BEYPAZARI

Sabah saat 07.00’de Beşiktaş Conrad oteli önünden, 07.30’da Kadıköy evlendirme dairesi önünden hareket ediyoruz. Yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra Adapazarı’nın Taraklı ilçesine varıyoruz. Varışın ardından bir Mimar Sinan eseri olan Yunus Paşa Camii’ni (Kurşunlu camii), tarihi bir konakta bulunan etnografya müzesini görüyor, ardından tarihi kasabada bir yürüyüş yaparak yöresel mimariyi yansıtan tarihi konakları, ahşap hanı görüyor ve kısa bir çay molası veriyoruz. Ardından yolumuza devam ederek, yarım saatlik bir yolculukla tarihi Göynük ilçesine ulaşıyoruz. Tarihi Osmanlı kasabası kimliğini büyük ölçüde korumuş olan Göynük’te Saat kulesi’ni (Zafer kulesi), Gazi Süleyman Paşa Camii ve hamamını,   Akşemseddin türbesi’ni ve tarihi Göynük evlerini görüyoruz. Öğle yemeği molamız Göynük’te. Ardından yola çıkarak kısa bir yolculukla doğa cenneti Sünnet Göl’e varıyoruz. Göl çevresinde yapacağımız yürüyüşün ardından göl kenarındaki tesiste çaylarımızı yudumlayarak dinleniyoruz. Akşamüstü Beypazarına doğru yola çıkıyor ve akşam saatlerinde Beypazarı’na varıyoruz. Otelimize yerleşmenin ardından yöresel bir akşam yemeği alacağımız restoranımızda günü noktalıyoruz. (İsteğe bağlı olarak, yerel müzik ve şov sunan bir tesiste yemek alabiliriz.)

2. GÜN: BEYPAZARI- MUDURNU – İSTANBUL
Sabah kahvaltısının ardından Beypazarı şehir turuna başlıyoruz: İlk olarak, tüm kenti tepeden görebileceğimiz Hıdırlık tepesi’ne çıkıyor ve oryantasyon alıyoruz.Ardından aşağı inerek kendimizi tarihi kentin sokaklarına vuruyor ve her köşesini yürüyerek keşfediyoruz. Çok iyi korunmuş ve restore edilmiş tarihi yapıları görüyor, geleneksel bir Türk evini canlandıran restore edilmiş müze yapısı Karaoğuz konağını (tarih ve kültür evi) Kent Tarihi Müzesini, Suluhanı, Taşhanı, Selçuklu yapısı Sultan Alaaddin Camii’ni yöresel ürünlerin sunulduğu sokak pazarlarını, telkari ve gümüşçüler çarşısını geziyoruz. Öğle yemeğimizi, enfes yöresel menülerin standart olarak sunulduğu sayısız konaklardan birinde alıyoruz. Yemekten sonra alışveriş ve fotoğraf çekimi için serbest zaman. Ardından İstanbul’a doğru yola çıkıyoruz.Yolumuzun üstünde Mudurnu’ya sapıyor,  bu güzel Osmanlı kasabasını görmeden geçmiyoruz. Kısa Mudurnu gezimizde, Sultan Süleyman Camii’ni, Yıldırım Beyazıd hamamını (Belediye Kültür evi) Yıldırım Beyazıd Camii’ni,  tarihi ev ve konakları görüyoruz. Son bir çay molasıyla içimizi ısıtıyor, ardından İstanbul’a doğru yola devam ediyoruz. Normal yol şartlarında saat 22.00 civarında İstanbul’da oluyoruz. Turumuzun sonu.